Cumhurbaşkanı Erdoğan Van’ı Örnek Gösterdi, Van Kaynıyor Maşallah

Cumhurbaşkanı Erdoğan Van’ı Örnek Gösterdi, Van Kaynıyor Maşallah

TRT ortak yayınına katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan birçok il ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değerlendirme yaptığı iller arasında Van’da vardı.

Erdoğan: “Şu an da Van’a bakıyorsunuz Van kaynıyor maşallah aynı şekilde Batman, aynı şekilde Muş, Siirt, Diyarbakır maşallah kaynıyor. Her gece bakıyorsunuz sabah namazlarına kadar bir dinamizim var. Ezanlarla birlikte, selalarla birlikte halk ayağı kalkıyor.”

Erdoğan, “Benim milletim şu anda sabahlara kadar meydanlarda. Ne marketlerde, ne bakkalda herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Kimisi evinde yapıyor alıp geliyor. Buralarda çadırlar var, geliyor çadırlarda ikram üstüne ikramlar. Kızılay’da, Külliye’de böyle, İstanbul, Erzurum, Samsun, Antalya, Adana, İzmir, Diyarbakır, Batman, Van, Konya, Kayseri her yer böyle.”

“BATI GÜÇLENMEMİZİ İSTEMİYOR”
Erdoğan, darbe girişiminin ardından batılı ülkelerin yaklaşımlarını, “Batı Türkiye’nin güçlenmesini istemiyor. Bunun başka bir izahı yoktur. Hep ikircikli davranışlar içinde oldular. Şu süreçte bile bazıları telefon etti. Telefon ettikten sonra ‘ama bazı haberler alıyoruz’ diyorlar. ‘Neymiş aldığınız haberler’ diyorum. ‘Çok insanlar işlerinden oluyor, askerler askerliğinden oluyor, polis polisliğinden oluyor. Bunlar bizi endişelendiriyor’ diyorlar. Önce siz, 239 vatan evladının şehit olmasını hiç incelediniz mi, 2196 gazi, yaralı var bunları hiç incelediniz mi, bunun hesabını hiç sordunuz mu? Size bu aklı kim veriyor? Siz bir cumhurbaşkanı olarak muhatabınızla hiç konuştunuz mu? Bizlerden bilgi aldınız mı veya güveneceğiniz bir ismi gönderip de burada bir inceleme yaptınız mı? Başlıyorlar kem küm etmeye. Böyle siyaset olmaz. İsveç eski Dışişleri Bakanı çıktı gümbür gümbür bir açıklama yaptı ve kendi başbakanına, kendi şu andaki dışişleri bakanına, onlara da haddini bildirdi ama haddini bilmez ki bu bir karakter meselesi, bir cibilliyet meselesi” diye değerlendirdi.

“BATI RAHATSIZ”
Erdoğan, batılı ülkelerin tavırlarını “Türkiye’nin kendine yeter olmasından rahatsız oluyorlar” şeklinde değerlendirdiği konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunlar Türkiye’nin şu anda kendine yeter hale geldiğini gördüğü için rahatsız oluyor. Her geçen gün daha da güçleneceğiz. Şu anda piyasaya sürülen döviz 2 buçuk milyar dolar. Çok enteresan bir rakam daha vereceğim. 15 Temmuz’dan bu yana, 20 günde vatandaşlarımız 10 milyar dolar bozdurmuş Bu dövize meydan okumaktır. 10 milyar dolar bozduruyor ve Türk lirasına geçiyor. Biz 2023’e emin adımlarla yürüyoruz. Hep söylerim mali disiplinden taviz vermeyeceğiz ve o duruşumuzu koruyacağız. Bu istikrar devam ediyor, devam edeceğiz. Ekonomiyle ilgili bakanlarımızın kararlı duruşları ve piyasalardaki şu andaki duruş hep bunu gösteriyor. Finans sektöründe bir sıkıntı yok, piyasalarda bir likitide sıkıntısı yok. Zaten bu tür darbeleri yaşayan ülkelerde hep bu sıkıntılar olur ama bizde olmadı. Eski olağanüstü hallerde piyasada ekmek bulmakta zorlanırdınız. Her şey karaborsa olurdu. Gelir, millet alır evine stoklar, daha sonra da çürür atar. Meydanlarda insan bulamazdınız, şimdi tam aksine benim milletim şu anda sabahlara kadar meydanlarda. Ne marketlerde, ne bakkalda herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Kimisi evinde yapıyor alıp geliyor. Buralarda çadırlar var, geliyor çadırlarda ikram üstüne ikramlar. Kızılay’da, Külliye’de böyle, İstanbul, Erzurum, Samsun, Antalya, Adana, İzmir, Diyarbakır, Batman, Van, Konya, Kayseri her yer böyle.”

“TEDBİR ALINMAZSA BEDELİNİ ÖDERLER”
15 Temmuz’da gerçekleşen darbe girişiminin ardından bazı ülkelerin FETÖ’ye ait okulları kapattığını dile getiren Erdoğan, “İngiltere’deki o senatör müydü, aldığı zannediyorum 114 bin pound muydu? Böyle bir şey, çok ciddi bir rakam almış. Aynı şey Amerika’daki senatör ve milletvekillerinde de söz konusu. Mısır’da bir televizyona röportaj vermiş, bu televizyonun arkasında da aslında bir terörist var ve oradaki ifadesinde 170 ülkede örgütlü olduklarını söylüyor. Şu anda bazı ülkelerden önemli sesler gelmeye başladı. Hamd olsun Pakistan gibi, aynı şekilde Sudan, Somali bunların okullarını kamulaştırmaya ve kapatmaya başladı. Öyle zannediyorum ki bu Balkanlar’a da sıçrayacak. Balkanlar’da şu anda dönem başkanı olarak Bakir kardeşim de sürekli, saat saat, dakika dakika bu süreci takip etti, ‘ne oluyor’ diye. Onların da çok ciddi bir tavrı olacağına inanıyorum. Bu diğer ülkelere de sıçrayacak. Çünkü oralara sıçramaması yarın o ülkelerde de bunlar çok ciddi bela olacaktır. Bunu şimdiden hatırlatıyoruz. Tedbirlerini alırlar, almadıkları müddetçe bedelini öderler” ifadelerini kaydetti.

“ABD BU İŞİ UZATMAMALI”

Fetullah Gülen’in Türkiye’ye iade süreciyle ilgili çalışmaların devam ettiğine değinin Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda dosyalar hazırlanıyor. Bugün yine bir mahkemenin onlarla ilgili verdiği karar var. Dosyalar, savcılıkların açtığı davalar vesaire bütün bunlarla beraber 10, 15 gün içinde belli bir noktaya gelir. Belli bir noktaya geldikten sonra da Dışişleri Bakanımız, Adalet Bakanımız, benim özel bir temsilcim ve arkadaşlar da gerekli gördükleri heyeti yanına alıp bu maskesi düşmüş, tam bir şu anda çıplak, adeta suçlu konumundaki kişiyi bulup, ne yapıp yapıp Amerikan makamlarına da anlatacaklar. Amerika bugüne kadar bizden hangi teröristi istediyse verdik. ‘Bize belgeler gönderin’ demedik. Şu anda da biz Amerika’ya diyoruz ki: gelin bu işi daha fazla uzatmayın” diye konuştu.

“RUSYA’YA FIRSAT SUNDUK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Rusya’ya ait savaş uçağını düşürmesinde FETÖ’nün parmağının olup olmadığı yönündeki soruya, “Bizim Rusya ile aramızda istenmeyen bir uçak hadisesi yaşandı ve sekiz ay kadar zaman içerisinde bu olumsuzluk devam etti. Daha sonra biz kendilerine bir mektup yazdık, ‘Bu süreci artık kapatalım. Çünkü Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkileri bölgede çok önem arz eden bir süreçtir. Dolayısıyla bu iki bölgede belirleyici ülkenin birbirinden ayrı yaşaması, birbirine uzak düşmesi doğru değil, bunu bir defa çözelim’ diyerek, bu olayla ilgili üzüntümüzü de kendilerine ifade ettik. Buna karşı da olumlu yanıtlar aldık. Önümüze gelmesi halinde Sayın Putin ile onları da paylaşırız. Fakat o konu ile bunları birbirine acaba bulaştırmak, ilintili hale getirmek ne kadar doğru olur onu da özellikle yine teknik arkadaşlarımla, siyaset bilimcisi arkadaşlarımla tekrar görüşeceğiz, konuşacağız. Rusya’da da bunları tekrar ele alma fırsatı olacak” diye cevap verdi.

“GÜLEN’İ BÜYÜTMENİN ANLAMI YOK”
Fetullah Gülen’in kabiliyetli bir insan olmadığının altını çizen, “Artık, ben biraz ileri gidiyor olacağım ama böyle bir şarlatanı bu kadar büyütmenin anlamı yok” ifadelerini kullandığı konuşmasında şunları kaydetti:

“Artık, ben biraz ileri gidiyor olacağım ama böyle bir şarlatanı bu kadar büyütmenin anlamı yok. Bu kadar öyle kabiliyeti olan birisi değil. Bu sadece şu anda beddualarıyla bilmem neleriyle yatıyor kalkıyor filan, kendine böyle bir şeyler oluyor. Bunun yaptıklarını çok abartmayalım. Hiç gerek yok. Şu anda bakın Türkiye’de bunun takımından kalanlar oluyor mu? Fırsatını bulan kaçıyor. ‘Ben dönmek istersem Türkiye’ye dönerim’ diyor. Ben yıllar önce Olimpiyat Stadı’nda oradaki bir gecelerinde, Türkçe Olimpiyatları’nda, çağrı yapmıştım. ‘Türkiye’ye gelin’ diye. Niye gelemedi? Beni güya zora sokmamak için gelmemiş o zaman. Bir efsane meydana getirilmiş. Orada olanların kahir ekseriyetinin onu tanımadığını biliyorum ama öyle bir efsane var ki ortada bu efsaneye o tribünlerde olanlar hepsi de maalesef farklı yaklaşımlarda… Hani diyor ya ‘o bize şah damarından daha yakın’ diye. Bunu diyecek kadar sapkın bir yapı var ortada. Bu sapkın yapıyı acaba bozar mıyız? Niye gelmek istemiyor? İşte bundan dolayı. Orada olursa efsaneleşiyor ama buraya geldiği zaman birçok şey meydana çıkacak. Tabi o çok manidardı ‘Biz hükümetimizi zora düşürmek istemeyiz’ ya senin davan yok, bir şeyin yok. Madem böyle bir durumdasın çık gel. Gelemedi. Çünkü üst akıl öyle diyordu da onun için. Şu anda yine görevini yapıyor. Nereye yönelik yapıyor? Türkiye’ye yönelik yapıyor. Bu nedir? Şimdi orada üst aklın işine geliyor bu kişi. İşine geldiği için onu kullanıyor. Çünkü dert, güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Türkiye’yi bölmek istiyorlar. Bizim milli birlik ve beraberliğimizi parçalamak istiyorlar ve bunu parçalamak için de malzeme bu. Bundan daha güzel malzeme olamaz. Bu karara vardılar. Beslediler, büyüttüler, ülkemizin üzerine bu şekilde saldılar. Türkiye’de ümmeti, milleti, aileleri parçaladılar ama inşallah şu olayın çıkışı bizim için yeni bir milattır. Adeta yeniden bir istiklal ve istikbal mücadelesinin başlangıcıdır. Ben öyle bakıyorum. ‘Sizin zor zannettiğinizde, birçok şeyde nice kolaylıklar vardır’ bir başkasında da ‘her olanda hayır vardır’ diyor.”

“FETÖ’CÜLER AYIKLANACAK”
“2010 yılında ortaya çıkan KPSS skandalıyla devlet kadrolarına atanan FETÖ mensuplarının bulundukları görevlerden ayıklanacağını dile getiren Erdoğan, “Tespit edilenlerin hepsi ayıklanacak bir defa. Çünkü onlar hak etmediler, hak etmeyenler orada kalamaz, hak edenler de hakları iade edilmek suretiyle iade-i itibara kavuşacaklar. KPSS ile ilgili o noktada başladı zaten. Neye göre başladı, kim hak etti kazandı, kim kazanamadı? Bunları şimdi ayıklıyorlar, araştırmaları yapılıyor. Bu araştırmanın neticesinde hak etmeyenler tamamen ayıklanacak, hak edenler de orada kalacak. 2010 öncesi şu anda programda yok. 2010 itibarıyla çalışmalar yapılıyor” dedi.

“ASKERİ BÖLGELER KAYDIRILACAK”
Erdoğan, şehir merkezlerinde bulunan askeri bölgelerin şehir dışına kaydırılmasının yerinde bir adım olacağını kaydederek, “Bunları Silahlı Kuvvetlerle istişaresini yapıp, bunlardan hangileri şu anda şehirlerin merkezinden farklı yerlere, çevreye çıkarılabilir? Geçenlerde Sayın Başbakan ifade etti, mesela diyelim ki topçu tugayları veya tank tugayları vesaire gibi, bunların hakikaten şehir merkezlerinde olması, doğru bir şey değil. Niye şehir içinde duruyor ki bunlar? Bunların artık tamamen kendi hesaplarını yapacak şekilde mevzi oluşturacak yerleri kendileri tespit edecek şekilde askeri açıdan, bunları sınırlara doğru kaydırmamızda fayda var. Ankara’nın, Konya’nın, Kayseri’nin göbeğinde, bunların ne işi var? Buralar çok önemli, aynı zamanda araziler ve bu arazilerde çok güzel yeşil alanlar, parklar, bu tür yerler oluşturmak suretiyle biliyorsunuz yeşil alan dediğiniz zaman iki yer akla gelir, ya askeri kışlalardır ya mezarlıklardır. Burada böyle bir adım atılırsa, buralar halkın tamamen emrine veyahut da orada oluşmuş konutlar vesaireler varsa bunlar yine gerek kamunun hizmetinde olacak şekilde, böyle bir planlama projelendirme yapılmak suretiyle bir de bunu ekonomiye kazandırma noktasında bazı adımlar atılabilir. Tabii bunlar ülkemiz için çok büyük bir kazanca dönüşmüş olur” açıklamalarında bulundu.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir